Bozburun, küçük bir balıkçı kasabası görünümünde olsa da ekonomik olarak benzerlerine oranla çok canlıdır. En büyük ekonomik kalemi gulet imalatı ve işletmesi olan Bozburun, 2004 yılında merkez limana kayıtlı olan 183 guletiyle (hepsi Bozburun'da imal edilmiştir.) Türk turizminin gelişimine çok büyük katkı sağlamıştır.

Bunun yanında balıkçılık da Bozburun'un önemli bir geçim kaynağıdır. Balık çeşitleri açısından dünyanın en zengin denizlerinden biri olan Ege'nin belki de en güzel koyuna sahip Bozburun, denizin bu cömertliğini olumlu yönde kullanmıştır. Marmaris'in ve çevre ilçelerin balık ihtiyacını büyük ölçüde karşılayan Bozburun halkı, balıkçılığı dünya normlarına uygun olarak, doğaya saygılı bir şekilde yapmaktadır.

Bu küçük kasaba, boyundan çok daha büyük işleri başarmaktadır.

Kayalık, bakir ve kıvrımlı tepelerin arasına sıkışmış Bozburun yarımadasının halkı da en az yörenin doğal dokusu gibi nadir görülen türdendir. Bozburun, hayat mücadelesi esnasında genelde büyük kentlerde kaybolan insancıl değerlerin tam anlamıyla korunduğu, yörenin en güzel teknelerinin yapıldığı ve en bol balığının çıktığı şirin bir balıkçı kasabasıdır. Ayrıca Muğla yöresinde arkeolojik dokusu korunabilmiş yegâne yerleşimlerden biridir.

Aslında Bozburun çok daha önce keşfedilmiş Anadolu insanı tarafından. Ülkemizin en eski yerleşimlerinden biri durumunda. Bölgenin tarihini anlatan "Karya" isimli muhteşem bir eser yazarak bu konudaki bilgi eksiğimizi kapatan değerli araştırmacı sevgili Bilge Umar'a göre Bozburun için 4000 senelik bir geçmiş söz konusu.

Bu özgün balıkçı kasabasının tarihi Umar'a göre M.Ö. 2000 yılına kadar uzanır. Karia halkı bu yöreyi Larymna, insanlarını da "Kum halkı" diye adlandırır... Kent, Bozburun körfezinin iç ucundadır ve hemen yanıbaşında, bir derenin taşıdığı alüvyonlarla oluşmuş genişçe bir kumsal vardır. "Poseidonion" diye de anılan kentin çevresinde kale ve mezar kalıntılarına kolaylıkla rastlanabilinir. Yerel halkın "Kale" dediği tepenin denize bakan yamacında surların ve dikdörtgen planlı burçların Leleg türü duvarları, kykop işçiliği örgüsüyle, olağanüstü güçlü yapıldığından olmalı, hayli etkileyici denebilecek bazı sur bölümleri günümüze kadar ulaşmıştır.

Bozburun yarımadasında bilinen 10 tarihi kent daha vardır.

Bybassos, Marmaris-Datça yolundan 20 km mesafededir. Kentten geriye ortaçağdan kaldığı düşünülen bir kale yıkıntısından başka bir şey kalmamıştır.

Hygassos, Organiye ve Turgut köyleri arasında kurulmuştur. Sağlık Tanrıçası adına M.Ö. 2000 civarlarında kurulan kentin kalıntıları çok iyi şekilde korunmuştur.

Kastabos ise Eren Dağı düzlüğüne kurulan kutsal bir kenttir. Karia dilinde Tapınak Düzlüğü anlamına gelmektedir. Bunun sebebi şehrin tepesinde bulunan Hemithea tapınağıdır zira bu kült yapı, döneminin önemli bir hac yeriydi. Kastabos, Umar'a göre küçük bir tapınak kentçiğiydi ve Bybassos'a bağlıydı. Her türlü korumadan yoksun tapınağın tüm blokları kaçak kazılarla yağmalanarak tahrip edilmiştir. Bu yüzden gerek tapınaktan gerek çevre yapılardan günümüze ulaşan kalıntılar önemsiz ve gösterişsizdir.

Syrna, bugünkü Bayır köyünün olduğu yerde kurulu bir kentçiktir. Yerleşim, Helenistik çağda buradaki Asklepios (sağlık tanrısı) tapınağıyla ünlüydü. Bugün kent surlarının bazı bölümleri ile bir takım yapıların temel kalıntıları görülebilmektedir. Ancak tahribat dolayısıyla tapınaktan günümüze kalıntı ulaşamamıştır. Efsaneye göre Syrna, Karia kralının kızıdır. Asklepios'un oğlu Podaleirios bu kızla evlenmiş, kral da yeni evlilere Bozburun yarımadasını hediye etmiş. Podaleirios, o yarımadada iki kent kurmuş ve bunlardan birine eşi Syrna'nın adını vermiştir.

Thyssanos kent kalıntıları ise Söğüt köyü ve çevresinde bulunmaktadır. Kalıntılardan görülebilenler birkaç duvar parçasından ibarettir. Ancak köyün yerlileri, görülenden çok daha fazlasının orada taş, toprak altında bulunduğunu yani tepenin şimdi bir ören yığını durumunda olduğunu, kazı yapılınca pek çok şeyin ortaya çıkacağını belirtiyorlar.

Phoinix kenti Taşlıca köyünün yakınında yer alır. Marmaris yarımadasının en önemli kent kalıntılarıdır. Yerleşim, Taşlıca köyünün güneybatısındaki Asar Tepesi ve çevresinde yer almaktadır. Geniş bir alana yayılan iyi korunmuş kamu binaları, nekropol kalıntıları ve sivil yapıları barındırır.

Tymnos, Rodos devletinin karşı yaka ülkesinde bulunan ilçe merkezlerinden biriydi. Bozburun'un 3-4 km güney doğusunda bulunduğu tahmin edilse de şu an tarihçiler, kentin tam yeri üzerinde söz birliğine varamamışlardır. Kısacası Tymnos'un yeri henüz belirlenebilmiş değildir.

Amos kalıntıları ise, Marmaris körfezindeki Hisar Burnu'nun çıktısında yer alan bir tepe üzerindedir. Hellenleşme döneminde Apollon'a tapan kentin ismini de buradan aldığı tahmin edilmektedir. Helenistik dönemde gelişmiş kentteki sur, tiyatro ve diğer kamu binaları iyi durumda ayakta kalmıştır.

Kasara, Bozburun Yarımadası'nın güney ucu yakınındaki, Serçe limanı olarak anılan körfezin kıyısında yer alır. Anlamı Karia dilinde "Büyük Güzel Köy" manasına gelen Kasara'nın, Amos gibi Helenistik çağda, Rodos devletinin karşı yaka ülkesinde bir ilçe merkezi olduğu bilinmektedir. Kent hakkında başka bir bilgi bulunmamaktadır.

Loryma'nın adına İ.Ö. 5.yy.'da Atina-Sparta savaşını anlatan Thouydides'in yapıtında rastlıyoruz. Helenistik çağda burası ilçe merkezi olan Kasara'ya bağlı bulunmaktaydı. Bugün Bozuk Körfezi diye anılan koyun kıyısında bulunan kent, her yönden gelen esintiye karşı pek güvenli bir barınak konumundaydı. Atina donanması, İ.Ö. 412 yılında, üs edindiği Sisam'dan Sömbeki adasına gittikten sonra geriye dönerken burada kısa bir süre konaklamıştı. Yine Atina donanması, İ.Ö. 395 yılında Knidos deniz savaşı öncesi burada toplanmıştır. İ.Ö. 305'te ise İskender İmparatorluğu dağılmak üzereyken o aralık Batı Anadolu'yu elinde tutan komutan Antigonos'un donanması, Rodos üzerine başarısız bir sefer sonrası yine burada bir araya gelmişti. Bu ilkçağ kentinin en dikkat çekici kalıntısı olan kale, uzun bir dil gibi denize uzanır. Kale, kentin körfez girişini savunma amacıyla yapılmıştır. Loryma'dan günümüze ulaşan kalıntılar yalnızca bazı sur parçalarıdır.